VUSLAT


Seninle aydınlanmıştı umutsuzluk karanlıklarım. O zifiri karanlıktan senin o saf sevginin küçük ışıklarıyla kurtulmuştum.. zaman almıştı zifiri karanlıktan bir anda kurtulmak, ama sen o küçük mum ışıklarını öyle bir aydınlığa çevirdin ki güneşten daha parlak bir ışık sundun hayatıma.. Güzel gözlerinle, güzel kalbinle ve en önemlisi saf sevginle..
Her şey bir rüya gibiydi sanki.. Bitti dediğim yerde başlayanım oldun. Hani ayın ilk hali geceleri gökyüzünü çok az da olsa aydınlatır ya, karanlık gökyüzüne dönen şu kalbimi o loş ışıkla değil güneş gibi parlayan ışıkla aydınlatmayı başardın. Mutlulukların en güzelini belki de sen yaşattın bana. İçten gülüşünle her sözün öyle bir güven verdi ki bana.. Bu rüya gün gelirde biterse diye düşünmemek elde değildi.. O elini ilk tuttuğum sıcaklığı kalbimin yerinden fırlayacakmış gibi atması .. Tüm bunlar aşk”tı sanırım.. Sanırım değil ta kendisi evet evet hissettiğim bu duygular aşkın habercisiydi.. Dünya umurumda bile değildi. Büyük bir zafer kazanmışcasına yürüyordum o yolda el ele .. Gözlerindeki o ışıkla güvenim daha da artmıştı. Her geçen gün daha büyük adımlarla geldim sana .. Daha çok sevdim seni.. Özlem duygusu yanındayken bile ağır basıyordu.. Yanında bile özlerken seni ya ayrılırsak nasıl dayanırım diye düşünmeden de kendimi alamıyordum.. Bu mutluluğun sürmesi çok olmadı.. Tüm mutlulukların hüzne dönüşmesi gibi bu yüce mutluluğunda hüzün vakti gelmişti yavaş yavaş.. Artık o eski tadı vermiyordu bize engeller.. Her şeyin rayında gitmesine o kadar alışmışken bir anda engellerle karşılaşmak bizi çabuk yıldırmış gibiydi.. Ürkek bir kuş misali .. Birbirimizle konuşmaktan korkar olmuştuk ya biterse diye.. Ya biterse nasıl dayanırdık, nasıl atlatırdık bu yıkımı, nasıl hayata tekrar tutunabilirdik.. Sen hep derdin ki “ben başarırım toparlarım kendimi”. Ya ben ne yapardım? Benim yıkıntılarımı kim toparlardı ? Nasıl başaracaksın toparlanmayı ben de o şekilde toparlanayım bile diyemedim. Biliyordum ki sadece dinlemekle yetinecektim.. Yıkıntım ağır olacaktı çünkü.. Zayıf kalbim bu yıkıma ne denli alışırdı bilinmez ama bedenimin alışmayacağı sinyalleri artık alınır olmuştu.. Üzüntüden ve kederden üstüne bir de uykusuzluk ve yorgunlukta eklenince bu yıkım bedenim ide yıktı.. Kalpte artık dayanamaz oldu.. Artık o büyük sevgiyle hızlı hızlı çarpan kalp, bitişimizle büyük sevgimizin yitirilişinin sinyallerini zayıf atışlarıyla vermeye başladı.. Daha ne kadar atar bilinmez ama geç kalma sevgili.. Bu küçük kalbin büyük çırpınışlarını boşa çıkarma gel de huzur bulsun dünyam.. sevginle atmaya devam edip ibret olsun aşkın değerini bilmeyen insanlara..




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*