Vicdan


İnsanoğlu bilerek eyleyen, davranışlarını kontrol edebilen dünyadaki yegâne bir cevherdir. Kendi dünyasını ve etrafındaki dünyayı anlamak için kavramlar geliştirmiş, yaşamı kolaylaştırmak için aklı yol gösterici olarak seçmiştir. İyi, kötü, savaş, barış, ihanet, aşk, gibi kavramlar bunlardan biridir ve bizim için değer taşıyan kavramlardır. Biri diğerinden bağımsız olmayan kavramlardır. Birinin gerçekleşmesi diğerini etkileyebilir, bazen karmaşık bir yapıda kendini sergileyebilir, bazen güzellikler bazen de melanet ortaya çıkarabilir.
Vicdan, bizim içimizde olan, bizim doğru ve yanlış duygumuzu oluşturan tüm güdülenmelerimizde otoritesi olan bir parçamızdır. Vicdanı bizim parçamız olacak kadar önemli kılan şeyi elbette ki merak ederiz, fakat vicdanın tanımını yapmak kolay değildir, hatta onu birkaç cümleyle açıklamak istersek yanılmış oluruz. Onu anlamamızın en güzel yolu yaşamımızdaki yerine bakmaktır. Bize neleri hissettirir neleri düşündürür bize neler yaptırır ne yapmamıza engel olur?
Biz insanoğlu karmaşık bir yapıya sahibizdir sözünün özünde aslında şu atasözü yer almaktadır ‘insanoğlu çiğ süt emmiştir’. İrade sahibi olmamız eylemlerimizi iyi ve kötü yönlerde kullanabilmemiz bizi zıt iki yöne çeker bizi zıtlıklar içinde yaratılmışlık ve bunları eyleyen olarak var olmamıza neden olabilir. Öyle ki, insanoğlu başka hiçbir canlıda var olmayan dayanışma, yardımlaşma, iyilikler yapma ve sevme gibi yüce duygulara sahibizdir. Bir diğer taraftan da kendi doğasına bile zarar veren, yakıp yıkan, yok eden varlıklarızdır. Bazen karşılıksız iyilikler yaparız, örneğin yardıma muhtaç, zor durumda ki birine iyilikler yaparız. Bir tartışma anında veya kavga ederken, öncesinde ve sonrasında bir takım duygularla hareket ederiz, duygularımız bize yön verir. Bu doğada ki güçlü olan galip gelir güçsüz olan mağlup olur değildir. Sevdiğimiz insanlara istemeden de olsa zarar verdiğimizde içimizde bir yerde uhdesi olur. İşte bu yaşanılanlar da bize bunları hissettiren şeyler nelerdir, burada bu soruya bulacağımız en doğru cevap vicdan olacaktır. Vicdan, iyiliğe muhtaç birine yardım ettiğimizde merhamet, kavga ve tartışma anında hoşgörü, sevdiğimize zarar verdiğimiz anda üzüntü olarak karşımıza çıkar. Vicdanı iyi olanlar için söyleyebileceğimiz şeylerdir aslında bunlar. Ne var ki tüm insanların böyle olduğunu söyleyemeyiz. İnsanlar iyilik ve kötülük arasında bazen bilebile kötülüğü tercih edebilir. İnsanın böyle melanetli yolu tercih etmesine etken yine kendi arasında ki mücadele, güç istenci, bazen intikam gibi anlamlandırılamayan şeyler neden olur bunlara. Bunları görebilmemiz için insanlığın tarihine bakmak gerekir, yaşanılan gerek toplumsal gerek bireysel olaylar bunların ispatıdır bize. Geçmişte bir hayal uğruna Nazilerin katliamları, bugün yedikçe doyamayan toplumların yarattığı Afrika da ki gibi içler açıcı olaylar bunlara bir örnektir. Vicdan bireysel olabildiği gibi, burada ki gibi toplumsal da olabilir. Demek ki vicdan öyle bir marifettir ki insan için, onun iyi mi kötümü olduğunu onun hangi niyetle kullanıldığı ve sonuçta ortaya çıkanlar belirler bunu.
İnsan yaratılışı itibarıyla öyle bir varlıktır ki derinlere inildiğinde en parlak güneşi görürüz içinde, bazen öyle kötü olabilir ki kendi güneşinin etrafına kara bulutlar çekebilir, eğer mümkün olursa bir açıklık bulutun içinden geçen bir ışık bizi siyahlar içinde kaybolmaktan kurtarabilir. Bu da bizim özgür irademizle aslında özümüzde olan la olabilir.’İnsan özgür doğar, oysa her yer de zincirlere vurulmuştur’ der J.J. Rousseau. Evet, insan özgür doğmuştur, fakat her yaptığı kötü eylem, her bir halkası vicdanın düğümlerinde bağlanmış zincirlerini var eder, her zaman etrafı tarafından zincire vurulmaz aslında kendi kendini zincirler içine mahkûm etmiştir. Suçsuz günahsız çocukları öldürmek, savaşlarda bunları yasal kılmak, öyle bir çember yaratmıştır ki kendine orda kendini zincirlemiştir ve dışarı çıkamaz buradan. Anlam veremediğimiz cinayetler ülkemizde de görülüyor. Töre cinayetleri bunlardan biridir. Bunu yapan insan da kendini zincirlemiştir, namusu sadece bir değere bağlayan insan bu zincirlerinden kurtulamaz. Bunlara baktığımızda insanlığımızdan utanır, onların yapmaması gereken şeylerde biz izlemekten duyduğumuz acıyla gözlerimizi kapamak zorunda kalırız. Bilmedikleri şey ise; insan kötülüğü, arzuları kuvvetli olduğundan dolayı değil, vicdanları zayıf olduğundan dolayı yaparlar, şunu da unutmamak gerekir ki en mükemmel adalet vicdandır, bizi başka bir şeyin yargılamasına gerek yoktur zaten kendi adalet divanımızda kendi kendimizi yargılarız.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*