TOPLUMSAL ŞİDDET VE AHLAK


Herkesin maskelerle gezdiği şu evrende ya da benim şuan içinde bulundum karamsarlık tan dolayı bu kadar acımasız davranmak istiyorum. Herkesin ağzında klişe olmuş ahlak kelimesi acaba gerçekten hayatımızda mı ya da biz onu yaşıyor muyuz? Herkes kendi çapında ahlaklı, insanlar yapar eder, saklar gerekirse. Başkalarına gelince’’ aaa ne kadar ahlaksız terbiyesiz, kötü acımasız ‘’gibi kavramlar kullanırlar hangi insan hayatı boyunca ahlaksız olmayan bir davranışta bulunmaz ki bulunmadım diyen yalan söyler. Ama bunu şu yönden de düşünürsek ahlak kavramı ne ifade ediyor? Herkesin uyduğu ahlak kuralları var mı, evrensel ahlak yasasından bahsedilebilir mi? Ahlak felsefesi ve ahlak felsefesinin kavramları bu noktada ortaya çıkıyor.
Toplumsallaşmanın zorunlu olarak ortaya çıkardığı ürünlerdendir, ahlak. Toplumsal ahlaktan bahsederken birey ahlakının olduğunu da unutmamamız gerekir. Bu kavram beş harften oluşmasına küçücük bir alanı kaplamasına rağmen tüm hayatımızı derinden etkileyecek kadar gizemli. İyi, kötü, vicdan, irade, özgürlük, ahlak yasaları, ahlaki eylem, erdem, ödev, sorumluluk gibi birçok kavramı içinde barındırır. Ahlak felsefesi de bu kavramları aynı çatı altında toplar. Hemen hemen her olayda ahlak kavramını anımsarız. Bu ahlaki olguları hatırlamamıza sebep olan durumlardan biride toplumsal şiddet kavramıdır. Yeri gelir, annenizden, babanızdan, çocuklarınızdan, okuldaki öğretmeninizden, sizi koruduğuna inandığınız polislerden, evliyseniz eşinizden, sevgilinizden daha sayamadığım birçok insandan şiddete maruz kalmış olabilirsiniz. Bu insanların çoğu bunu saklarlar bilirler bu davranışın kötü olduğunu çünkü. Hatta size bu davranışın ahlaksızlık olduğunu söyleyebilecek kadar da cesaretlidirler. Ya da eylemlerini kabul edip karşındaki kişinin kendini buna zorladığını söylerler. Ama önemli olan söylemek değil ahlak değerlerini yaşamaktır, uygulamaktır. Eğer vicdanınızın sesine kulak verebiliyorsanız. Ahlaksal yasaların hayatımızdaki düzensizlikleri ya da yetersizlikleri şiddete yol açar. Toplum olarak yaşadığımız için düzensizlikler ya da yetersizlikler her zaman tehlike sinyalleri çalmaya başlar. Buna çözüm olarak hukuksal yasalara başvururuz. Ama şiddet çok boyutlu bir kavram olduğu için her şey hukuk alanına yansımaz. Ahlak yasaları yazılı bir belgeye dayanmaz. Toplumdan topluma kültürden kültüre değişir. Hatta zaman içinde kendi ahlaki değerlerimizde bile değişmeler olabilir. Hukuksal yollarda bile ahlaki kavramlara rastlamak mümkün suçlunun iyi hali düşünülerek cezasının azaltılması. Peki, iyi ya da kötü nedir? Genelde bu iyi hal suçlunun pişman olmasından göz önüne alınır. Ahlaki kavram olarak iyi’’ ahlak açısından yapılması uygun olan, bireyin özgür iradesiyle karar vermesi.’’ Kötüde’’ ahlak açısından yapılması uygun olmayan davranıştır’’. Şiddet olaylarının büyük bir bölümünü insanlar kendi aralarında başka yollarla çözmeye çalışırlar. Bir çok olay da bu yüzden çıkar ortaya ölümle sonuçlanabilecek kadar. Ağzımızdan düşürmediğimiz ahlak kavramı nerde peki? Şiddette maruz kalan kişiler hem fiziksel hem de sözlü şiddete uğrarlar. Ahlaksal ya da hukuksal olarak kimse kimsenin hayatına sonlandıramaz. Her ne kadar ahlak la birlikte özgürlük kavramı anılsa da herkes özgür gibi ifadeler kullanılsa da hiç kimse istediği kadar özgür olamaz. Şiddet genelde fiziki olarak algılanır ama iç ve dış baskılarda bu gruba girer. Toplumun ahlaki değerleri bu baskının oluşmasına sebep olur. Örneğin mahalle kültürü kızsanız eve erkek arkadaşınız gelemez. Sebep mahallede laf olur ‘’ahlaksız eve erkekleri getiriyor’’ gibi laflar çıkar. Yani kız çocuğu eve erkek arkadaşını getiremez. Ya da akşamları geç saatlerde eve dönemez. Daha birçok şey… Bu her yerde mi böyle? Tabi ki de hayır.
Ahlak, ahlak yasaları hukuksal yasaları da bizlerin yaratmasına rağmen bunlar ne kadar doğruyu yansıtıyor tartışılır. Bunun için herkesin Kant’ın ödev ahlakını tekrar gözden geçirmeli.’’ Kant’ın ödev ahlakının belli başlı ilkeleri şunlardır:
1.Öyle davran ki;eylemine ölçü olarak aldığın ilkeyi herkes için geçerli bir yasa olarak isteyebilesin!
2.Öyle davran ki,eylemlerinde insan basit bir araç değil başlı başına bir amaç olarak ortaya çıksın!
3.Öyle davran ki;insan istenci kendisini bir yasa koyucu gibi hissetsin!…(Yani herkes kendi kendinin yargıcı olsun!…)’’




1 Yorum “TOPLUMSAL ŞİDDET VE AHLAK
  1. Umberto dedi ki:

    bilgilendirici bir yazı olmuş tşkler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*