İÇİMİZDEKİ AHLAK


Ahlak felsefesinin konusu insanın hareketleri,yapıp etmeleridir.İnsanın iradeli hareketleri ahlak felsefesinin konusu olmuştur.Kişi kendi iradesiyle seçim yapma özgürlüğüne sahiptir.Ahlak felsefesinin bazı temel kavramları vardır;iyi,kötü,özgürlük,erdem,sorumluluk,vicdan…Bunlar birbirleriyle bağlantılı olgulardır.Örneğin bir suçlunun suçunu itiraf etmesi, doğru bir şekilde anlatması ‘iyi’ suçlunun suçunu inkar etmesi , yalan söylemesi ‘kötü’ ve bunlar arasında seçim yapması ‘özgürlük’, doğruyu söylemeyi seçmesi ise erdemdir.İnsanda iç mahkeme dediğimiz vicdan vardır.Burada ise tutum ve eylemlerimizin ahlakça değerli olup olmadığını yargılama bilinci vardır.Bir insanın ahlaki eylemde bulunurken özgür olup olmadığının altında yatan nedenler olabilir.Bunlardan biride toplumun bize dayattığı yaptırım gücü olan kurallar vardır.Bazen insana toplum çok farklı seçimler yaptırabilir.Örneğin doğu bölgesinde küçük yaşta töre yüzünden okutmayıp kendinden yaşça çok büyük kişilerle evlendiriliyorlar ve para karşılığında veriliyor kızlarımız.Birileri de buna dur! Diyemiyorlar.Çünkü burada toplumun normları kişinin hayatından çok daha önemli oluyor.Kıza seçim yapma hakkı tanımadan evlendiriliyor ve kız bunu kabul etmek zorunda yoksa ailesi öldürebilir ya da bir çok şeyle cezalandırılır. Burada kadının çok değersiz olduğu açıkça gözler önüne seriliyor. Bir ailenin kendi evladını para karşılığında birine vermesi ahlaki açıdan gerçekten içler acısı bir durumdur.İYİ ya da KÖTÜ önüne konulanı kabul et.Sen kadınsın senin isteklerin olamaz ya da etrafındaki insanlar ne der! Gibi bir sürü anlamsız şeyler. Burada vicdan kavramı anlamsız kalıyor ve asla seçim yok.Aile kızının seçim yapma gibi bir lükse sahip olmadığını düşünüyor.Toplumun bir çok kesimde ailelerimiz çocuk benim, ben doğurdum onun hayatını da ben çizerim diyor.Oysaki bir çocuk belli bir yaşa geldiğinde kendi seçimini yapabileceğini düşünmüyorlar ve daima çocuğun hayatına müdahale ediliyor.Bur da çocukta kendi hayatında ayakları üzerinde durmayı bilemiyor.Zaten aile baskısından sıkılmış kızlarımız bir de evlenince kocasının sıkıntılarıyla karşılaşınca hayata karşı bir bıkkınlık oluşuyor.Bir insanın 15 yaşındayken yani hayatının baharındayken evlenmesi ne büyük bir kayıp.Bu yaşlarda okula gitmesi kendi hayatını dilediğince yaşaması gerekiyor.İşte burada ailelerimizin bilinçli olması çok önemlidir.Aileler sırf toplumda öyle uygun görülüyor diye yanlışı seçmek zorunda değildir.Benim hayatım önemlidir,toplumun istedikleri değil. Tabi ki bazı durumlarda çevremize uyum sağlamamız gerekir kendimizi sınırlandırmamız gerekebilir işte burada da doğru yerde durmak ve bazı şeyleri ayırmak gerekir.Sadece etraftakiler mutlu olsun diye yapmamalıyız,bazı şeyleri kendi mutluluğumuzu da düşünmeliyiz.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*