ESTETİKTE BAŞLICA ÇAĞDAŞ FELSEFİ BAKIŞ AÇILARI: KANT, HEGEL, BERGSON ESTETİKLERİ-3

Bir tablo bize hiçbir zaman duyumsal bi haz vermeyecektir: duvarda asılı duran karpuz resmi en sıcak havada bile bizde karpuz yeme isteği uyandırmayacaktır. Estetik haz her türlü çıkardan soyutlanmıştır. Güzelin verdiği haz hiçbir kavrama bağlanmadan evrenseldir. Estetik yargıda anlığımız ve imgelemimiz tam anlamında uyum içindedir.
Hegel’in estetiğine gelince bu estetik özellikle filozofun 1832’de yani ölümünden bir yıl sonra yayınlanmış olan Aesthetika adlı yapıtında açıklanır. Hegel gibi tam anlamında dizgeci bir filozofun estetiği doğal olarak sıkı sıkıya bilgi kuramıyla koşullanmış olacaktır. Hegel felsefesinin temelindeki ilkeyi açıklayalım: “Her gerçek ussaldır, her ussal gerçektir.” Bu ilke özne ile nesnenin özdeşliğini, düşünürün duyularda bulunduğunu ortaya koyar. Sanatta da düşünülürün, fikir ya da ideanın açıklandığını görürüz. Bu tam tamına Plâtoncu bir görüştür ve bize Hegel’e “çağdaş Platon” diye adlandıranları anımsatır. Hegel’e göre sanat güzelin açıklandığı yerdir, estetikte güzelin bilimdir. Güzel, doğada ve sanatta bulunur, ancak doğadaki güzel sanattaki güzelden çok aşağıdadır, bu yüzden gerçek güzeli her zaman doğanın dışında, sanatta aramak gerekir. Gerçek güzel sanatta bulduğumuz güzeldir, insan ürünüdür. . Hegel’e göre insanla ilgili olan doğayla ilgili olandan her zaman çok daha yüksek değerdedir. “Sanattaki güzel ruhtan doğmuş güzeldir” der Hegel. Gerçek güzel özgürlüğü gerektirir, özgülükte gerçekleşir. İnsan doğaya güzeli getiren varlıktır. Hegel bunu şöyle formüller: “Güzel idea”nın görünümü ya da duyulur yansısı olarak belirlenir.”

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
395 okuma
23 Kasım, 2016
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?