ESTETİK SEYİR-4

ESTETİK SEYİR-4

Bir kartpostal veya sıradan bir resim üzerindeki zeytin ağaçları bana uykuyu, tatili düşündürür. Onlar benim için ancak bir yokluktur, oysa Van Gogh’un zeytin ağaçları, büyüleyici bir varlığa sahiptirler, onlar kendi kendilerine yeterler. Onlar kelimenin gerçek anlamında beni alıp götürürler, kaçırırlar, kendi evrenimden koparırlar. Birdenbire ne tatilin dünyası, ne Provence bölgesi, Van Gogh’un dünyası olan bir dünyaya sokarlar. Bu dünya, eğri büğrü, karışık zeytin ağaçlarının bu dramatik ve acı içinde kıvranan dünyası, bende Van Gogh’un dramı ve acısının ötesinde esrarlı ve sürekli bir mutluluk duygusu doğurur.

Estetik seyir, yakamızı bırakmayan, bütün diğer şeyleri gözümüzün önünden silen bir gerçeğin bizi istila etmesidir, bütün geri kalan şeyleri ortadan kaldıran bir güzellik duygusunun ruhumuzda hazır bulunmasıdır. Altıncı Brandenburg Konçertosu’nu dinlemekteyim. Alto solistlerin polifonisi Konservatuar’ın salonunun yırtılmış yer halılarını, yıpranmış duvar kaplamalarını görmeme engel olmamaktadır. Ama birdenbire, bir anda, her şey silinmektedir. Artık ne salon, ne diğer insanlar vardır. Sadece Bach’ın kendi varlığı demek olan sesin varlığı vardır. Yalnız değilim. Ortada beni varlığın dış koşullarından alıp uzaklara götüren bir diyalog vardır. Salona ne oldu? Artık o benim için mevcut değildir, çünkü maddi olan her şey uçup gitmiştir. Plotinos, olağanüstü güzel bir biçimde şöyle demekteydi: “Mimari, taşlarını ortadan kaldırdığımızda binadan geri kalan şeydir.” Çalgıcılara ilişkin görsel algım, çalgı aletlerine ilişkin işitme duyumum, köklü bir değişimle, beni kendimin üstüne çıkaran bir duyguya, coşkuya dönüşmüştür.20

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
408 okuma
20 Kasım, 2016
admin
admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?