ESTETİK SEYİR-2

ESTETİK SEYİR-2

Bir sanat eserinin estetik değerinin büyük halk yığını üzerinde elde ettiği başarıyla hemen hemen hiçbir ilgisi yoktur. XIX. yüzyılda Stendhal’ın tanınmayan bir romancı olarak kalmasına karşılık, Etienne Béquet’nin Mavi Mendil’inin roman alanında en büyük başarıyı kazanmış olduğunu unutmayalım. Phèdre’in tam bir başarısızlıkla karşılaştığı, Le Cid’in ancak yarı-başarı elde ettiği XVII. yüzyılda Thomas Corneille’in Timocrate’ı en büyük başarıyı elde etmişti. Margot’nun ağladığı bir melodram bir sanat eseri değildir ve Margot’unduygusu da estetik bir seyir değildir.
İnsan deneyiminin yapılarını gerçekten kendilerini gösterdikleri şekilde betimleme yönünde bir çaba olan çağdaş fenomenoloji, estetik algının kendine özgülüğünün hakkını vermiştir. Mikel Dufrenne’in iyi bir biçimde gösterdiği gibi sonsuz derecede çeşitli olan tercihlerimiz, zevklerimiz, estetik deneyimi meydana getirmeleri şöyle dursun, hedefimizin kapsamını daraltırlar. “Zevk sahibi olmak, zevklere sahip olmamaktır.” Benim yargım, güzelin ölçüsü olmak şöyle dursun, beni yargılar. Gerçekten geçerli estetik duygu, estetik bir gerçekliğin kabul edilmesidir. “Eserin bizde olması bir yana, biz eserin içindeyiz.” “Duygu”dan bir ruhun hayatının öznel bir anını değil, “temel” bir keşfin koşulunu anlamak şartıyla duygudan, estetik heyecandan söz edebiliriz.

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
330 okuma
18 Kasım, 2016
MeHVaN
MeHVaN

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?